20 Eylül 2021 Hoşgeldiniz
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

BOĞAZİÇİ

kategorisinde, 17 Şub 2021 - 21:14 tarihinde yayınlandı 338 defa okundu
BOĞAZİÇİ
Gülsüm Yılmaz Tüm Yazıları

Yaklaşık bir aydır ülke gündemimizden düşmeyen, ülkemizin güzide ve prestijli üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nde, Cumhurbaşkanı kararıyla Melih Bulu’nun rektör olarak atanması ve akabinde okulun bileşenleri; öğretim üyeleri, mezunlar, üniversite çalışanları, hukuksuzluğa, baskılara, anayasa güvencesi altında demokratik hakla itiraz etmeleriydi.

Tepkilerin hedefi de rektörün kendisi değil, atama ile gelmesi yani sisteme yani otoriteye.

Ülkemizin en başarılı öğrencilerinin eğitim gördüğü, kendine özgü kültürü ve kimliği bulunan, uluslararası alanda tanınırlığı yüksek, ülkemizin gururu Boğaziçi Üniversitesi’ne liyakat gözetilmeden, kayyum rektör atanması, Boğaziçi Üniversitesi’nin kültürü, gelenekleri ve doğasına aykırıydı.

Boğaziçi gibi Avrupa standartlarındaki bi üniversitesinin isteği, üniversitelerinin demokratik işleyişine dokunmadan, şeffaf hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla kendi kurumlarını yönetecek yöneticilerinin seçilmesine, kimin olacağına dair söz söyleme haklarının ellerinden alınmamasıydı.

Hukukun ve anayasanın kendilerine verdiği hak ve bilinçle protesto eylemleri aslında, kendi kararlarını alıp kendi seçimlerini yapabilecek yetide olmaları . Hiç kimsenin değil, kendi bireysel düşüncelerinin, dayatmayla değil, demokratik yolla yapılması çabalarından başka bir şey değildi.

Bu gençler için, hiçbir sosyal sınıf veya düşünce ayrımı yapmaksızın, söylenebilecek tek bir şey varsa oda demokratik yöntemle, okullarının yıllardır süre gelen sistem işleyişine sahip çıkmak-korumak.

Aslında daha söylenecek çok şey var.

Ancak ülke gündemini değiştirme, var olan ve çığ gibi çözülmesi gereken sorunlar dururken, hükümetin bir üniversitenin işleyişini değiştirme, yönetimsel idareyi kendi elinde tutma çalışması, ülkemizin gerçek gündeminden uzaklaştırma çabalarıdır. Gündemlerindeki asıl mevzuları ekonomi, eğitim ve en başta sağlık konuları olmalıydı.

İnsanlar endişeli,

İnsanlar kaygılı ve gergin. Ekonomi dibe vurmuş ama biz uçuyoruz.
Daralan iş alanları, kapanan dükkanlar dibe vurmuş bir ekonomiyle boş hayallerin peşinden koşanların bir an önce kendine gelmeleri, ülke gündemini meşgul etmek için gündem değiştirmekten vaz geçmeleri.

Daha yaşanası ve güzel bir ülke için umutlarımı hiç kaybetmeden her şeyin çok güzel olması dileklerimle..

Sağlıcakla kalın…

YORUM YAZ

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.